|
|||||||
On Yıl Önce On Yıl Sonra...(HİKMET ÇETİNKAYA nın yazısı)
Köşe Yazısı icinde On Yıl Önce On Yıl Sonra...(HİKMET ÇETİNKAYA nın yazısı) konusu , 1 Şubat 2008 [Sadece Kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilir. Linki Görmek ve Forumdan Yararlanmak İçin Kayıt Olun... ] On Yıl Önce On Yıl Sonra... Bir okur serzenişte bulundu dün sabah: " ...
|
|
|
|
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Arama | Stil |
|
|
#1 | ||
|
CANDAN ÖTE
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
serdal İletisi:
durum belirtilmemiş.
Üyelik tarihi: 01-09-2007
54
Yaş: 19
Mesajlar: 1,613
Teşekkür Sayısı: 4,621
1,214 Mesajına 2,645
Teşekkür edildi
Tecrübe Puanı:
631660 94742716 Karizma Seviyesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Konuya Cevap Yazmak ve Linkleri Görmek İçin Kayıtlı Üye Olmanız Gerekmektedir...
1 Şubat 2008
[Sadece Kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilir. Linki Görmek ve Forumdan Yararlanmak İçin Kayıt Olun...] On Yıl Önce On Yıl Sonra... Bir okur serzenişte bulundu dün sabah: " Ergenekon 'un peşine takılmış gidiyorsunuz. Başrolde Veli Küçük var. Bilinen bir isim." Ardından ekledi: "Eski Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş tarafından hazırlanan 'Susurluk Raporu' nda 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım' a ait olduğu belirtilen '0 542 214 50 ...' numaralı cep telefonunun Giresun Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Veli Küçük'ün üzerinden çıktığını biz on yıl önce zaten biliyorduk." Arşivden 1998 yılındaki haberlere baktım okurun uyarısı üzerine... On yıl geçmişti aradan... Dönemin CHP Sıvas Milletvekili Mahmut Işık , Başbakan Mesut Yılmaz 'ın yazılı olarak yanıtlaması için soru önergesi vermiş ve şöyle demişti: " Susurluk Raporu 'nda belirtildiği gibi bu cep telefonu size Macaristan 'da saldıranlar başta olmak üzere JİTEM Komutanı Nurettin Ata, Sedat Peker, Sami Hoştan, Abdullah Çatlı, öldürülen Ömer Lütfü Topal 'a ait kumarhane telefonları, Hadi Özcan ve pek çok telefondan 0 542 214 50 ... numaralı telefon aranmış mıdır?" Dün sabah eski CHP Sıvas Milletvekili Mahmut Işık 'la konuştum. Işık, 3 Mart 1998 'de verdiği yazılı soru önergesine dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz' ın gazete haberlerinde çıkan "cep telefonu" yla ilgili haberlerin doğru olmadığı yönünde yanıt verdiğini söyledi. Unutkan bir toplumuz!.. 'Susurluk Raporu' nu, Sıvas katliamını , Gazi olaylarını , ' Yüksekova Çetesi 'ni çoktan unuttuk... *** "Ergenekon Çetesi" adı verilen olayın üzerine gitmesine gidelim de bazı sorulara yanıt arayalım... Başta Veli Küçük olmak üzere ' Susurluk Raporu 'nda adı geçen Sami Hoştan ve diğerleri neden tutuklandılar? " Halkı Türkiye Cumhuriyeti hükümetine karşı silahlı isyana tahrik ve örgüt kurmak..." Peki, bu arada Hrant Dink, Necip Hablemitoğlu, Rahip Santoro cinayetleri ve Malatya katliamının üzerindeki sis perdesi kaldırıldı mı? Hayır!.. Malatya katliamı sanıklarından Emre Günaydın, Abuzer Yıldırım, Hamit Çoker, Cuma Özdemir, Salih Gürler 'in üçüncü ağır ceza mahkemesinde ilk yargılamalarında (24 Kasım 2007) ilginç bir durum ortaya çıkmıştı. Neydi bu? Sanıklar ifade vermeye hazır değillerdi... İlk duruşmada sanıkların katliam öncesi 106 ayrı cep telefonu kullandıkları, aralarında özel harekâtçı ve savcıların da bulunduğu yetkililerle ilişki kurduklarını gazete haberlerinden öğreniyordu kamuoyu... Daha sayayım mı ilişkiler zincirinde kimler vardı? Saadet Partisi Kahramanmaraş milletvekili adayı Ömer Polat , İranlı gazeteci Celal Ali Ahmet , bazı jandarma subay ve astsubayları , askerlik dairesinde memur Hacı Durak , bazı polisler, Hizbullah bağlantılı olduğu öne sürülen Adıyamanlı Vural Bülent Aral... Bu saydığım isimler gazete haberlerinde yer aldı... İşin ilginç yanı katliam sanıklarından Cuma Özdemir'in tutuklu bulunduğu Malatya E Tipi Kapalı Cezaevi 'ndeki terzihaneye ütülenmek için gönderdiği ceketinden cep telefonu sim kartı çıktı... ***** "Ergenekon Çetesi" nin üzerine giderken Susurluk , Hrant Dink, Necip Hablemitoğlu , Rahip Santoro, Malatya katliamı üzerindeki "sis perdesi" nin neden kaldırılmadığını, son on beş gündür yapılan Hizbullah, El Kaide operasyonlarını unutuyoruz... Malatya katliamı sanıklarından Emre Günaydın'ın hastane odasında çekilen görüntüsü ve ses kayıtlarından 42'si niçin kanıt olarak sayılmadı? Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı 'na gönderilen giysiler aynı torbaya neden konuldu? Katliama ilişkin en önemli ipuçlarını sağlayacak olan 46 parça giysinin üzerindeki kan lekeleri birbirine karıştığı için kimin kimi bıçakladığı anlaşılamadı... Bir daha sorayım: "Ne diyorsunuz?" 1 Şubat 2008 [Sadece Kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilir. Linki Görmek ve Forumdan Yararlanmak İçin Kayıt Olun...]
__________________
[Sadece Kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilir. Linki Görmek ve Forumdan Yararlanmak İçin Kayıt Olun...] Çağdaşsan eğer, sömürüye ve emperyalizm'e karşı diren, özgürlük ve tam bağımsızlık uğrunda mücadele et.... |
||
|
|
| Sponsored Links |
| - |















Normal