Moderatör Başvurusu İçin Tıkla

Reklam Vermek İçin reklam@canfrm.com
Geri git   WwW.CaNFRM.CoM || Nete Hayat Veren Tek Forum

» ..:: DİN KÜLTÜRÜ & İSLAM TARİHİ ::.. » Ramazan-ı Şerif Özel

Ramazan-ı Şerif Özel Ramazan ayına özel bölümümüz..

Eski İstanbul'da İftar

Ramazan-ı Şerif Özel icinde Eski İstanbul'da İftar konusu , İftar sofrası aileyi biraraya getirirdi...



Konu Bilgileri
Konu Basligi
Eski İstanbul'da İftar
Görüntüleyenler
 
Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 01-10-2007, 01:02   #1
Administrator

XérıoN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

XérıoN durum belirtilmemiş.
Üyelik tarihi: 15-08-2007
Üye No:
11
Yaş: 3
Mesajlar: 6,874
Teşekkür Sayısı: 11,005
4,576 Mesajına 8,151
Teşekkür edildi
Tecrübe Puanı:
200000
Karizma Puanı :
92183827
Karizma Seviyesi:
XérıoN has a reputation beyond reputeXérıoN has a reputation beyond reputeXérıoN has a reputation beyond reputeXérıoN has a reputation beyond reputeXérıoN has a reputation beyond reputeXérıoN has a reputation beyond reputeXérıoN has a reputation beyond reputeXérıoN has a reputation beyond reputeXérıoN has a reputation beyond reputeXérıoN has a reputation beyond reputeXérıoN has a reputation beyond repute
Standart Eski İstanbul'da İftar

Konuya Cevap Yazmak ve Linkleri Görmek İçin Kayıtlı Üye Olmanız Gerekmektedir...


İftar sofrası aileyi biraraya getirirdi



Sofranın muazzam görüntüsü nefis yemek kokularıyla birleşince, insanda bir imrenme duygusu yaratırdı. Top atılır atılmaz da yemeklere hücum edilirdi.

Evin en büyüğünden, en küçüğüne dek tüm ailenin bir araya toplandığı iftar sofraları...

Eskiden sofralar alçak iskemleler üzerine konmuş sari veya bakır siniler konulmak suretiyle hazırlanırdı. Etrafına minderler dizilir, sininin çevresine bir halka oluştururak oturulurdu. Hizmetçilerin ayakta peşkirleri herkesin dizine rastlamak şartıyla atmaları ise birer hüner sayılırdı. Ezana birkaç dakika kala sofraya oturmak, iftarın şartlarından idi.

Bu dakikadan itibaren iftar topunun atılmasına kadar geçen süre oldukça uzun gelir. Sofranın muazzam görüntüsü ve ortaya yayılan nefis yemek kokularıyla ister istemez bir imrenme duygusu yaratır insanda. Bu nedenle o bir iki dakika oldukça sabır ister. Top atılması ile birlikte yemeklere hücum başlardı.

Çorbasız iftar sofrası olmazdı
Çorba, iftar sofrasının vazgeçilmez bölümüdür. Bir dönemlerde hindi derisinden yapılan işkembe çorbası meşhurdu. Herkes bu çorbadan sofralarında bulundurmak isterdi. Yemeğin sonunda da elmastraş kaseler içindeki hoşaflar tepsilere konur, etrafına küçük kaseler dizilerek sofraya getirilirdi.

İftardan sonraki nargile, çubuk veya kahve ile iftar keyfi tamamlanacaktır. En büyük özelliği çubukların uzun olması, kehribar ve süslü imamelerle bezenmiş olmasıdır. Büyük konaklarda tüm misafirlere aynı anda verilmesi şarttı. Hizmetçiler ise alındıktan sonra bu ikramın inceliği ile ilgili bir nevi kurs da görürlerdi. Uzun çubukları doldurup, bir elinde çubuk diğer elinde parlatılmış tabla ile götürürler ve bir dizi üzerine çökerek tam ağız hizasına rastlayacak şekilde ikram ederlerdi.

Kahve ikramı da aynı beceriyi gerektirir. Kahve ibriğinin soğumaması için gümüş zincirli ateşlikler yakılır ve misafir sayısı kadar hizmetkar, kahvecibaşının etrafına dizilir. Kahveler kafesli gümüş zarfların ucundan tutulmak suretiyle misafirlere ikram edilir.

Kahveler içilip, sigaralar fosurdatıldıktan sonra sıra teravih namazını beklemeye gelecektir. Fuzuli'den başlayıp , dini konulara kadar uzanan sohbetlerle... Sohbet belki de imsak zamanına dek uzar giderdi eğer iftar sofrasında misafirler varsa...

İmsak zamanı yaklaşmıştır. Gözler süzülmeye başladıktan sonra uzaktan davulun sesi duyulur. İftar sofrasının özelliği buydu. İftar topu ile başlayan ve imsak saatine kadar uzanan süre içinde yaşanan sıcak dostluklar ...
Eski Ramazan gecelerinin eğlencesi, orta oyunu


Kavuklusuyla, pişekarıyla, davul ve zurnanın coşkulu sesiyle, lavanta kokularıyla orta oyunu, bir başka alemdi


Orta oyunu geçmiş yıllarda, Ramazan gecelerinde oynanan bir meydan oyunu idi. "Yenidünya" denilen üst ve alt kısmı süslü bir pano ve iki iskemle oyunun tek dekoruydu. Zurnanın ara vermeyen sesi, davulun coşkun sesi ve kafes arkasından gelen lavanta kokuları dekorun diğer parçalarıydı.
Orta oyununda Karagöz'ün yerinde Kavuklu, Hacivat'ın yerinde de Pişekar vardır. Kavuklu, başında bir kavuk, sırtında bol yenli kırmızı bir biniş ve yarım şalvarla kırmızı papuçlarından oluşan kıyafet giyer. Pişekar ise sivri külahı, kolları dar hırkamsı setresi ve elinde iki dilimli sakrakı ile tezat bir görüntü içindedir. Kavuklu cücesi ve diğer şahıslar oyunun hareket unsurlarıdır. Orta oyununda olaydan çok nükteye yer verildiği için, oyuncular aralarında tespit ettikleri konuyu çoğu zaman taklit ve nükte üstüne nükte yaparak hareketlendirir ve renklendirirler.
Orta oyununun en eski sanatçıları hakkında yeterli bilgi yoktur. Musahipzade Celal Bey, ortaoyunculardan Pişekar Tosun Efendi, Divitçi Mehmet Ağa, Tüfekçi Eşref, Bekri Mustafa, Kavuklu Kör Mehmet, Sepetçi Rıza, Kör İmam, Küçük Ali Mehmet Agah Efendi, Kamil Ağa ve Zenne Ahmet'in adlarını veriyor.
Oyun günü etraf iğne atılsa yere düşmeyecek kadar kalabalık olurdu. Raglan pardesülü, redingotlu, kolsuz hayderiyeli erkeklerle; çarşaflı, yeldirmeli, mesyahlı kadınlar ayrı ayrı yerlere otururlar ve meydanın etrafını çepeçevre kuşatırlardı. Meydanın bir tarafını açık bırakırlardı ki, oynayanlar iki çalgıcının çalmaya başlaması ile bu açık kısımdan içeri girerler ve oyuna başlarlardı. Her oyunun, her tipin havası başkaydı.
Meydana ilk önce pişekar gelir, alanı dolaşır, yenidünyanın önünden geçerken şakşakını sürterek takırdatır, seyircileri selamlar ve oyunu ilan ederdi. Arkasından alana kavuklu gelecek ve azametle alanı dolaştıktan sonra pişekara seslenecekti:
"Vay Hamdiciğim!..." Bu ses üzerine Kavuklu birden korkar ve kavuğu başından havaya fırlardı. Her seferinde de yere düşmeden yakalamayı başarırdı.
Arkadan konuşmaya başlanırdı:
-Sorma başıma gelenleri
-Ne oldu?
-Ne olacak, ölümlerden kurtuldum.
-Yaa...vah ,vah..Allah korusun!
-Bak anlatayım da dinle!
Ve başlardı hikayesini anlatmaya...
Orta oyununun en son hakiki üstadlarıdır Kavuklu Hamdi ile Pişekar Küçük İsmail Efendi... Hamdi'nin her an tehlike gelecekmiş hissi veren bakışları, Küçük İsmail'in müstehzi tebessümleri, Karadeniz uşağı Hayrettin'in bir araba lafı karşısında afallayan Hamdi'ye: "Hay bırakmayasun ki, içi laf da ben edeyum" diye çıkışması bir kahkaha seline neden olurdu. Bilhassa Hamdi'nin son zamanlarda icad ettiği rüya tekerlemesi seyirciyi mest ederdi. Olayı hakikatmiş gibi tüm ciddiyetiyle anlatır, en sonunda: "Bir de uyanayım ki.." dediği anda seyirciler kahkahadan kırılırdı.
Böyle bir alemdi orta oyunu...



Geçmişin özlenen sanatı, meddahlık



Meddahlık; keskin bir zeka, güçlü bir hafıza gerektiren zor bir sanattı. Her akşam farklı hikayeler anlatan meddahlar, hikayelerini nüktelerle süslerlerdi


Meddahlık tiyatronun olmadığı çağlarda halkı eğlendirmek, hoş vakit geçirtmek için, öğretici, ders ve ibret konuları, gülünç fıkra ve hikayeler içinde ustalıkla işleme sanatıdır.
Oldukça eski olan bu sanat dalından ilk "Tacüttevarih" isimli eserde bahsedilir. Fatih Sultan Mehmet döneminde Mustafa, Balaban ve Ömer isimli meddahların taklitli hikayeler anlattıklarını biliyoruz. Yavuz Sultan Selim de meddahlara aynı ilgiyi göstermiş ve Nakkas Hasan ve Çokyedi Reis isimli meddahlara sarayında yer vermiştir. Fakat meddahlık sanatının en çok revaç gördüğü dönem III. Murat devridir. Meddah Eğlence ile Meddah Cenahi bu devirde oldukça servet yapan iki meddahımızdır. IV. Murat'ın "Tıflı"sı da çok meşhurdu. Huzurda anlattığı hikayelere padişahı da karıştırırdı.
Evliya Çelebi Alayköşkü önünde yapılan esnaf alayına meddahların da katıldığını belirtiyor ve onların geçişlerini şöyle anlatıyor:
"Tahtıravanlar üzerinde ellerinde çevgan (şakşak) dediğimiz ortadan bölünmüş tahta, bellerinde mecmualer, fesahat ve belagat üzere hikayeler anlatarak geçtiler."
Meddahlık gerçekten çok zor bir sanat dalıydı. Herşeyden önce hafızanın çok kuvvetli ve dilin her türlü taklitlere yatkın olması gerekirdi. Her akşam başka bir hikaye anlatabilmek ve dinleyicinin ilgisini aynı ölçüde tutabilmek önemliydi. Meddah gerektiği zaman destan okur, koşma koşar, türkü mani yakar ve söylerdi.
Tiyatronun yayılması ile ortadan kalkan meddahlık, tek kişilik bir tiyatro oyunu da diyebiliriz. Genellikle kapalı yerlerde yüksekçe bir sandalyede otururarak başlardı. Alacalı çevresini sol omuz üzerine atar, sopasını üç kere yere vurduktan sonra:
"- Hak dostum hak!" tekerlemesi ile hikayeye girerdi. Sopası ile kapı çalınışından bekçi sopasına kadar her türlü sesi çıkarırdı. Bazen de konuşanları susturmak için yere tak tak vururdu. Mendiliyle terini siler, gerekirse taklitlerini yaptığı kılıkları sembolize etmek için başına bağlar, bazen dürüp dürüp bir şekle sokarak çengi oynatırlardı. Yanı başında bir zembili olurdu. Kimin taklidini yapıyorsa zembile uzanır ve o şahsın serpuşunu başına geçirirdi. Meddah hikayeleri genellikle "Raviyani ahbar ve nakilani aşar şöyle ifade ederler ki, zamanı evailde falan yerde su esvafta biri varmış" şeklinde başlardı.
Ancak İsmet ve Sururi bunu değiştirmişler ve hikayeye bir fıkra giriş yapma yeniliğini getirmişlerdir. Sururi Efendi'nin hikayeleri toplum hayatının belli safhalarındaki taklit unsurlarını buluş ve seziş bakımından meddahlık sanatının harika örneklerindendir. Olayları ince nüktelerle süsler, müstehcene kaçmaz ve anlatımda farklı bir üslup kullanırdı.
Aşki beş ise meddahlık sanatının dedesidir. Kamilen birkaç kimliği hem şive, hem de oyun gücü ile ortaya koyanlar, hiçbir dönemde fazla olmadı. Münir Özkul, Nejat Uygur, Erol Günaydın ve son olarak Müjdat Gezen'dir bu isin "baba"ları...



Ramazan davulu



Eski ramazan davulcuları hem özel, hem de güzeldi. Öyle palavra laflar değil, en güzel maniler okunurdu. Hem davulun, hem de davulcunun sesi kulağa bundan hoş gelirdi. Bunun yanında ramazan davulu çalmak bir sevap ve gönül işiydi.

Bir ramazan davulcusunun davul çalışında kendisine göre bir tavı, bir eda vardı. Seke seke yürürler, bazen bir noktada durup dakikalarca el kol hareketleri yaparak davulu çalar, tokmağı davul üzerinde bir sihirbaz gibi oynatırlardı.

Refik Halit Bey, kulağına akseden davul sesinin oldukça neşesiz bulur. Anlaşıldığı kadarı ile kendileri "davulun sesi uzaktan hoş gelir" diyenler arasındadır. Açıklaması ise tekniktir. Davulun derisi rutubetten pörsümüş olduğundan, soğuğu yiyince sesi de "nezleli" tonda çıkmaktadır. Ayrıca bu ses kapalı cam ve kafesler ardından içeriye boğuk olarak girmekte ve böylece duruluğunu kaybetmektedir.

Eski davulcular
Yıl 1921... Şehzadebaşı'ndayız. Bekçi Ömer Ağa davulu ile ortaya çıkmış sahuru ilan etmekte... Bu aynı zamanda eğlencenin de sonunu ilan etmektir. Ömer Ağa uzun boylu, kaytan bıyıklı yakışıklı bir adamdı. Davulu çalarken adeta kendinden geçer, türlü ayak oyunları ile çevresindekileri kendine hayran bırakırdı. Onu seyredenler adeta yerlerinde mıhlanıp kalırlardı. Kadınların bile kaçmayı bırakarak ellerindeki feneri Ömer Ağa'nın yüzüne tutarak onu seyrettikleri ve burnunun dibine kadar sokuldukları bilinir. Genç kızların: "Ömer ağa ne olur bir daha çalsana!" dedikçe, o bir derviş edasıyla kimseye bakmadan ilerler ve hayran gözleri arkada bırakarak sokakta kaybolurdu. Değişmez kıyafeti olan çapraz yeleği, püsküllü koyu kırmızı kuşağı, gümüş saat kordonlu koyu lacivert poturu ve fesinin üstündeki yemenisiyle bir başka sokakta ortaya çıkardı.

Kumkapı Nisanca mahallesinin Ali Kuka'sı da çok ünlü davulculardandır. Omuzuna davulu aldı mı gözü bir şey görmezdi. Basardı tokmağı davula:

"Dan dan da, dan dan dan dan" Davul çalmada pek ustalığı yoktu ama her sene bu görev ona verilirdi. Bazen bir sokaktan üç dört kere geçer, bazen hiç geçmezdi. Yabancıların bulunduğu sokakta da daha fazla dururdu. Bir allahın kulu çıkıp "sen ne yapıyorsun" diyemez, herkes gölgesinden korkardı.

Ali Kuka'nın kedileri ise meşhurdu. Davulunu aldığı gibi ilk işi evine uğramak olurdu. Onların karınlarını doyurur ise öyle çıkardı. Hepsine bir ad takmıştı. Kendilerini doyuran adamı yalnız bırakmazlar, peşine takılırlardı. Tekiri, haydudu, mestanı, pısırığı, tek bıyığı sürü halinde Ali Kuka'nın arkasından mahalleyı dolaşırlardı.

Her mahallenin davulu biter, Nisanca mahallesinde davul sesi bitmezdi. Bu garip adam canı ne zaman isterse davulunu omzundan o zaman indirirdi. İmsak saati gelmiş Ali Kuka'nın umurunda mı! O ne zaman yorulursa görevi o zaman bitecekti.

Evinin yolunu tutarken şu maniyi söyler miydi acaba:
"Davulumun ipi kaytan
Kalmadı dizimde derman
Verin benim bahşişimi
Gideyim evime heman"
__________________

Gönül verdik renklerine
Göğüs gerdik dertlerine


GENÇFENERBAHÇELİLER





God is Almighty!
Max Payne
FSM Since 1453
vanne



Ben ayrılıkların dumanlı, tozlu, çamurlu yoluyum
Allah'ın bir yetim, bir mazlum kuluyum
Hüzünle, kederle, kahırla doluyum...
İstemezdim böyle olsun, affet beni ne olursun
Ben yolumu böyle çizdim, uyma bana kaybolursun
Ben hayatın yorgunuyum, gözlerinin vurgunuyum
İstemezdim böyle olsun, affet beni ne olursun...

Piérré


[Sadece Kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilir. Linki Görmek ve Forumdan Yararlanmak İçin Kayıt Olun...]
XérıoN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored Links
-
Yeni Konu aç Cevapla
Tags: , ,


Bookmarks

Tags
eski, iftar, istanbulda, İftar, İstanbulda


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Cevap Yazan Forum Cevaplar Son Mesaj
İftar topunu patlatırken yaralandı melihemre Güncel Haber Arsivi 1 20-09-2007 23:16
İftar çadırının kaldırılması olay oldu dr.mete Güncel Haber Arsivi 0 14-09-2007 23:58
İstanbul'da elektirik kesintisi BlocKade Güncel Haber Arsivi 0 13-09-2007 16:13
İstanbul'da rengarenk inekler Red Kit Genel Kültür 0 13-09-2007 12:41
İstanbul'da balık festivali Red Kit Yaşamdan Haberler 0 15-08-2007 09:02

eXTReMe Tracker
TOPlist
CaNFRM Sitemap
Powered by vBulletin® Version 3.8.0 Beta 2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.


En Çok Aranılan Kelimeler
Search Cloud
10 kasım şiirleri 1715 seri cs 19. yüzyılda osmanlı devletinde ekonomik ve askeri alan ile eğitim alanındaki yenilikler 19.yüzyılda osmanlı devletinde ekonomik ve askeri alan ile eğitim alanındaki yenilikler 2008 üniversite boş kontenjanları abiye ayakkabı modelleri adam brody resimleri am resimleri atatürk ün kadınlar hakkında söylediği sözler atatürk ün kadınlara söylediği sözler atatürk'ün kadınlar hakkında söylediği sözler atatürk'ün kadınlar ile ilgili söylediği sözler atatürk'ün kadınlar için söylediği sözler atatürk'ün kadınlara söylediği sözler atatürkün kadınlar hakkında söyledigi sözler atatürkün kadınlar hakkında söylediği sözler atatürkün kadınlar ile ilgili söylediği sözler atatürkün kadınlar ile söylediği sözler atatürkün kadınlar için söylediği sözler atatürkün kadınlara söyledigi sözler atatürkün kadınlara söylediği güzel sözler atatürkün kadınlara söylediği söz atatürkün kadınlara söylediği sözler atatürkün kadınlarla ilgili söylediği sözler atatürkün türk kadınlarına söylediği sözler aylin aslım bir çocuk sevdim dinle bayram kredisi veren bankalar bindallı modelleri bolero örnekleri can forum canforum canfrm canfrm.com dizi frm ebru gündeş2008 emo etekleri emo tarzı en güzel am en güzel am resimleri en güzel amcık resimleri en güzel amcıklar en güzel amlar faceook güzel am güzel am resimleri güzel amcıklar güzel amlar haksızlığa koydum bavula hareketli smile istiklal marşının yazılışı kurdele nakışı nasıl yapılır küçük am resimleri küçük amlar medal bugu oya örnekleri porno galeri progmatic samsung tema seks tv seks tvi selena özdemir asaf seni bulmaktan önce aramak isterim seni bulmaktan önce aramak isterim özdemir asaf seni bulmaktan önce aramak isterim şiiri tesettür kıyafetleri www.canfrm.com xenon v900b yağ bakımından zengin besinler özdemir asaf sana yeniden başlamak isterim özdemir asaf selena özdemir asaf seni bulmaktan çok aramak isterim özdemir asaf seni bulmaktan önce özdemir asaf seni bulmaktan önce aramak isterim özdemir asaf seni bulmaktan önce aramak isterim şiiri özdemir asaf seni sevmekten önce anlamak isterim

Dikkat-Bilgilendirme
Sitemiz bir forum sitesi oldugu için kullanicilar her türlü görüslerini önceden onay olmadan aninda siteye yazabilmektedir,
bu yazilardan dolayi dogabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanicilara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykiri unsurlar bulursaniz sikayet@canfrm.com email adresine bildirebilirsiniz, sikayetiniz incelendikten sonra en kisa sürede gereken yapilacaktir.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@canfrm.com

CaNFRM Sitemap Park Davet İslamehli ProgramVadisi Ramazan-ı Şerif ResimGalerim Dantel-Orgu BayanlarKlubu Türkiyem CaNFRM Image Upload

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478